Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali


ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİN İHLALİ (TCK md. 134)

08.12.2015/ ANKARA

BAŞAK AKGÜN

 

KISALTMALAR

 

CMK                           : Ceza Muhakemesi Kanunu

m.                               : madde

s.                                 : sayfa

YCD                             : Yargıtay Ceza Dairesi

YCGK                          : Yargıtay Ceza Genel Kurulu

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

  1. GİRİŞ:
    1. BİLİŞİM YOLUYLA İŞLENEN SUÇLAR

 

  1. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU (TCK md.134)
    1. ÖZEL HAYAT VE HAYATIN GİZLİ ALANI KAVRAMLARI
    2. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNUN UNSURLARINA AYRILMASI
      1. TCK md. 134/1
      2. TCK md. 134/2

 

  1. KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARININ İNCELENMESİ
    1. Y12.CD, 2011/7345 E., 2012/8936 K., 03.04.2013 T.
    2. Y12.CD,2011/20055 E., 2012/5809 K., 01.03.2012 T.
    3. Y12.CD, 2011/15793 E., 2012/4758 K., 22.02.2012 T.
    4. Y12.CD, 2011/5707 E., 2011/4121 K., 01.11.2011 T.

 

  1. SONUÇ

 

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİN İHLALİ

 (TCK md. 134)

 

  1. GİRİŞ:

 

  1. BİLİŞİM YOLUYLA İŞLENEN SUÇLAR

 

            Bilişim yoluyla işlenen suçlar klasik suçların bilişim yoluyla işlenmesiyle meydana gelmektedir. Bir suçun işlenmesinde bilişim teknolojilerinin araç olarak kullanılması neticesinde meydana gelen suçlara “bilişim yoluyla işlenen suçlar” adı verilir.[1] Gelişen teknolojiyle birlikte bilişim yoluyla işlenen suçların da artması, suç türlerinin elektronik ortamlara da sirayet etmesi kaçınılmazdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bulunan, bilişim yoluyla işlenen suçlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  • İntihara Yönlendirme (TCK md. 84)
  • Çocukların Cinsel İstismarı (TCK md. 103)
  • Cinsel Taciz (TCK md.105)
  • Tehdit (TCK md. 106)
  • Şantaj (TCK md. 107)
  • Haberleşmenin Engellenmesi (TCK md. 124)
  • Hakaret (TCK md. 125/2)
  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK md. 132)
  • Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK md. 134)
  • Kişisel Verilerin Kaydedilmesi (TCK md. 135)
  • Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme (TCK md.136)
  • Nitelikli Hırsızlık (TCK md. 142)
  • Nitelikli Dolandırıcılık (TCK md. 158)
  • Müstehcenlik (TCK md. 226)
  • Fuhuş (TCK md. 227)
  • Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkân Sağlama (TCK md. 228)

 

Bilişim Yoluyla İşlenen Suçlar yalnızca Türk Ceza Kanunu’yla sınırlı değildir. TCK’da hüküm bulan suçların yanında ayrıca bir takım özel kanunlar da bilişim yoluyla işlenen suçlara yer verildiği görülmektedir. Bu suçlar kısaca aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

 

  1. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Düzenlenen Suçlar:
  • Manevi, Mali veya Bağlantılı Haklara Tecavüz (FSEK md. 71)
  • Koruyucu Programları Etkisiz Kılmaya Yönelik Hazırlık Hareketleri (FSEK md. 72)
  1. 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda Düzenlenen Suçlar:
  • İmza Oluşturma Verilerinin İzinsiz Kullanımı (EİK md. 16)
  • Elektonik Sertifikalarda Sahtekârlık (EİK md. 17)

 

Bu çalışma, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde hüküm bulan “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” suçuna ilişkin olup, anlatımımız suçun unsurlarına ayrılarak incelenmesi ve Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi seyrinde ilerleyecektir.

 

  1. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU (TCK md.134)

 

            5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde düzenlenen Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu, eski TCK’da yer almamaktadır. Oysa toplumsal bir varlık olan ve toplum içinde diğer bireylerle birlikte yaşayan insan, yaradılışı gereği diğerlerinden ari, kendisine ait bir giz alanına ihtiyaç duymakta, elbetteki bu alana saygı gösterilmesini istemektedir.

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. Maddesi’nin birinci fıkrası, “Herkes, özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir (f.1). Bu hakkın kullanılmasına bir kamu oteritesinin müdehalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu ehliyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir (f.2).” hükmünü havidir.

            Paralel bir şekilde Anayasamızın 20. Maddesi’nde “Özel Hayatın Gizliliği” hüküm altına alınmış olup, söz konusu madde Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (f.1) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili  merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. (f.2)” hükmünü içermekle bireylerin özel hayatlarının gizliliğini garanti altına almıştır. Görüleceği üzere, Anayasa, bu haklara ancak hakim kararı ile dokunulabileceğini garanti altına almıştır. Anayasa’da garanti altına alınan bu haklar, özel hukukta da “kişi hakları” başlığı altında yerini bulmuştur (TMK md.24).

            Nihayetinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde hüküm bulan Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Suçu, Anayasada bireylere tanınan hakkı yaptırım altına almakla bireylerin rızası dışında özel hayatlarına müdehale edilmesine karşı bireyleri korumakta, bu suçu işleyenleri cezalandırarak bireylere hukuki güvenlik sağlamaktadır.

            Aşağıda TCK md. 134’ün unsurlarına ayırarak incelenmesi, ardından Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmesine yer verilecek olup, bundan önce “özel hayat” ve “hayatın gizli alanı” kavramlarının açıklanmasına anlatımda akıcılık sağlamak mahiyetinde yer verilmiştir.

 

  1. ÖZEL HAYAT VE HAYATIN GİZLİ ALANI KAVRAMLARI

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, “Özel Hayatı” ve “Hayatın Gizli Alanını” cezai himayenin konusu yapmıştır. Hal böyle olmakla birlikte Ceza Kanunu ile Anayasa arasında bir kavram birliği bulunmamaktadır. Öyle ki “aile hayatı” ve “aile hayatının gizliliği” kavramlarının Anayasa’da olup, TCK’da bulunmadığı; “gizli alan” kavramının ise TCK’da olup Anayasa’da yer bulmadığı görülmektedir. Doktirin görüşleri, TCK md. 134 uyarınca “özel hayatın”, hem “aile hayatını”, hem de “hayatın giz alanını” kapsadığı yönündedir.[2]

 

            Peki ya “özel hayat” nedir? Özel hayat, başkalarının bilmediği ve bilmesinin gerekmediği, kişinin herkesten gizlemeye hakkı olduğu giz hayatıdır. Özel hayat, sosyal yaşamın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Birey, ister özel konutunda olsun, isterse cadde, sokak, işyeri, kafe, yahut alışveriş merkezi gibi sosyal alanlarda olsun mutlaka her alanda kişinin özel hayatının varlığından söz edilecektir. Ancak her somut olayın kendi şartları çervesinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Örneğin, bir alışveriş merkezinde alışveriş yapan kadının alelade fotoğrafının çekilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayacakken; aynı kadının eteğinin altına kamera tutarak fotoğraf çekilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna sebebiyet verecektir. Nitekim birinci fiilde birey, sosyal hayatın ortak alanında gözlemlenmekte, ikinci fiilde ise her ne kadar birey sosyal bir çevredeyse de özel hayatının gizliliği ihlal edilmektedir.[3]

 

  1. ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNUN UNSURLARINA AYRILMASI

 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” başlıklı 134. Maddesi:

 

 

                 Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.(1)

 

                  (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

 

         Yukarıdaki madde metninden görüleceği üzere, TCK md.134 iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Birinci fıkranın ilk cümlesinde “özel hayatın gizliliğinin ihlali”, ikinci cümlede “gizliliğin görüntü ve seslerin kayda alınması suretiyle ihlali” cezalandırılmıştır. İkinci fıkrada ise “kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmelerinin” cezalandırıldığı görülmektedir.

 

TCK md. 134/1:

 

  1. Suçun Hukuki Konusu: Bu suçta korunan değer, “kişilerin mahrem hayatıdır.” Söz konusu maddenin gerekçesinde[4] “gizli yaşam alanının korunması” şeklinde açıklanmıştır.

 

  1. Suçun Faili: Bu suçun faili “herkes” olabilmektedir. TCK’nın 137. Maddesinde belirtilen “Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği kötüye kullanmak suretiyle” yahut “Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmiş olması halinde verilecek ceza yarı oranda arttırılacaktır.

 

 

  1. Suçun Mağduru: Söz konusu suçun mağduru da “herkes” olabilmektedir. Ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, her somut olay kendi özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu minvalde kuşkusuz ki gizlilik de herkes bakımından farklılık arz edecektir.Nitekim herkes kanun önünde eşit olmakla birlikte, herkesin kamuda farklı bir konumu bulunmaktadır. Sanatçıların, siyasetçilerin, kamu görevlilerinin, kamu hizmeti yapanların, başkalarına mal ve hizmet sunanların, sade insanların özel hayatlarının gizliliğinin kapsamı ve sınırları birbirinden farklıdır. Sade insanlar bakımından hayatın gizli alanı çok daha genişken, ör., sırasıyla kamu görevlisi, siyasetçi ve sanatçı bakımından bu alan çok daha dardır. Bunların her birinin kamuya açıklığı birbirinden farklıdır. Kimin yüzü kamuya daha fazla açıksa onun özel hayatının gizli yönü o kadar azdır.

AİHM, özel hayatın kapsam ve sınırlarının siyasetçiler, hükümet veya Devletin mevcut düzeni söz konusu olduğunda, daha geniş bir eleştiri sınırının olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Yargıtay 4. C.D’de 1998 yılda verdiği bir kararda, fotomontaj yoluyla da olsa kamuoyunu ilgilendiren gerçek ve güzel olaylar nedeniyle siyasal parti başkanlarını eleştirmek hukuka uygundur. Kamuoyuna mal olmuş kişiler, kendilerine yönelen alkışlar kadar gerçeği yansıtan eleştirilere de katlanmak zorunda olduğu sonucuna ulaşmıştır.[5]

 

 

  1. Suça Sebebiyet Veren Fiil: Bu suç, serbest hareketli suçlardan olup, özel hayatın gizliliğini ihlal eden her türlü fiil bu suçun unsurunu oluşturacaktır.

Nitekim özel hayat, kişinin, başkalarının gözü önünde olmayan, kamuya kapalı olan, herkesten gizlediği hayatıdır. Ne biçim olursa olsun, bir kimsenin gizlisine girilmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlalidir. Serbest hareketli olduğunu belirttiğimiz bu suç, örneğin anahtar deliğinden yahut kurduğu bir düzenekle, evin bir sakininin, öteki sakinini, konuğu, hizmetçiyi yatak odasında soyunurken seyredilmesi; birinin evinin bahçesindeki ağaca çıkarak komşunun evinin içini gözetlemesi; kimin girip çıktığını öğrenmek masadıyla bir kimsenin evinin kapısının gözetlenmesi; çalıştığı işyerinde ne olduğunu merak ederek arkadaşının masasının gözüne bakması; bir kimsenin çantasının karıştırılması; posta kutusuna bakılması; otel, pansiyon vs. çalışanının müşterinin odasında eşyasını karıştırması; kimin kimle beraber olduğunun araştırılması şekillerinde işlenebilecektir.[6]

 

 

  1. Hukuka Aykırılık Unsuru: Bu suçun meydana geldiğinden söz edilebilmesi için, somut olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması gerekmektedir. Örneğin kişinin rızası varsa, yahut kanunun emrinin ya da yetkili merciin emrinin yerine getirilmesi söz konusu ise, fiil hukuka uygun olacağından suçun varlığından da söz edilemeyecektir.

Örneğin, suç şüphesi altında olan bir kimsenin hakim kararı ile günlük yaşantısının izlenmesi, evinin gözetlenmesi, vs., özel hayatın gizliliğinin ihlali olmaz (TCK.m.139, 140). Buna karşılık özel dedektif tutarak bir kimsenin izletilmesi hem izleten hem de izleyen bakımından özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu olur.[7]

 

 

 

  1. Manevi Unsur: Bu suçun manevi unsuru kasıttır. Suçun taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir. O halde fail, bilerek ve isteyerek başkalarının özel hayatını ihlal etmelidir.

            Failin unsur yanılgısına düşerek sahışta hata yapması halinde ise kasıt etkilenmeyecektir. Nitekim failin şahısta hatadan yararlanılabilmesi için failin tasavvuru gerçekleşse idi fiil suç olmayacaktı diyebilmemiz gerekmektedir. Öte yandan TCK md.134 uyarınca örneğin failin başka birini izlemek isterken yanlışlıkla ona benzeyen başka birini izlenmesi durumunda da yine suç oluşacaktır.

 

 

  1. Suça Teşebbüs: Bu suç, icrai hareketle işlenen bir suçtur. Harekete elverişli olduğu sürece ve parçalara bölünebildiği durumlarda bu suça teşebbüs mümkündür.

 

  1. Suçun Yaptırımı: Bu suç, takibi şikâyete bağlı suçlardan olup, 6 ay içerisinde mağdurun şikâyeti gerekmektedir.

 

           

TCK md. 134/2:

 

TCK md.134’ün ikinci fıkrasında düzenlenen “Özel Hayatın Gizliliğine İlişkin Görüntü veya Sesleri İfşa Etmek” suçunun faili, hukuki konusu, mağduru birinci fıkradaki suçla aynıdır. Bu suçun birinci fıkradan farkını ise özel hayatın gizliliğinin belli bir hareketle ihlal ediliyor olmasıdır. Nitekim bu suçta fiil unsuru, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü ya da seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesiyle meydana gelmektedir.

İfşa, gizlenen bir olguyu izinsizce açığa çıkartmak demektir. Özel hayata ilişkin bilgilerin kamuyla paylaşılması ifşadır. Bu ses ve görüntülerin basın yayın yoluyla ifşa edilmesi halinde ceza arttırılacaktır. Bu fıkra müstakil bir suçtur. Her somut olayda ayrıca incelenmelidir. Örneğin mezuniyet fotoğrafının kamuyla paylaşımı bu suçu oluşturmazken, evde çekilen ve yayınlanması istenmeyen fotoğrafların yayınlanması suç teşkil edecektir. Böyle bir olayda fail hem özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri kaydetmekten, hem de bunları ifşa etmekten dolayı cezalandırılacaktır.

Söz konusu suç, icrai hareketle işlenir. İfşa ile suç tamamlanır. İfşada kullanılacak araçların temin edilmesi hazırlık hareketidir, cezalandırılmaz.

Keza bu fıkrada da hukuka aykırılık unsuruna baktığımızda, ifşa etmenin hukuka aykırı olması gerektiğini görürüz. Nitekim Kanun Koyucu, hükmün lafzında da belirterek hukuka aykırılık unsuruna vurgu yapmıştır.

 

 

  1. KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARININ İNCELENMESİ

                           Çalışmamızın bu bölümünde anlatımlarımızı somutlaştırmak adına çeşitli Yargıtay kararlarına yer verilmiştir.[8]

 

 

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/7345

K. 2012/8936

T. 3.4.2012

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ( Plajda Güneşlenen Mağdurenin İzni Olmadan Fotoğrafının Çekilerek Gazetede Yayımlandığı – Kamuya Açık Alanda Kalabalığın İçinde Bilinmezlik Prensibinin Geçerli Olduğu/Plajın Kamuya Açık Alan Olduğu Gerekçesiyle Beraat Kararı Verilemeyeceği )

PLAJDA GÜNEŞLENEN KİŞİNİN RIZASI OLMADAN FOTOĞRAFINI ÇEKİP DERGİDE YAYIMLAMAK ( Özel Hayat Kavramının Yalnızca Kapalı Kapılar Ardında Yaşanan İle Sınırlı Olmadığı – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Oluşacağı )

KAMU YARARI ( Plajda Güneşlenen Mağdurenin İzni Olmadan Fotoğrafının Çekilerek Gazetede Yayımlandığı/Görüntünün Kamu Yararı Taşımadığı – Kamuya Açık Alanda Kalabalığın İçinde Bilinmezlik Prensibinin Geçerli Olduğu/Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Oluşacağı )

KAMUYA AÇIK ALANDA BULUNAN KİŞİNİN FOTOĞRAFININ ÇEKİLMESİ ( Plajda Güneşlenen Mağdurenin İzni Olmadan Fotoğrafının Çekilerek Gazetede Yayımlandığı/Görüntünün Kamu Yararı Taşımadığı – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Oluşacağı/Beraat Kararı Verilemeyeceği )

5237/m. 134

ÖZET : Katılan mağdurenin plajda şezlonga uzanarak güneşlendiği sırada, rızası olmadan, fotoğrafının çekilip derginin ön kapağında, bilgisi ve izni olmadan yayınlandığı olayda;

Özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret olmayıp, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermektedir. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu ve kamuya açık alana çıkan her kişinin, bu alandaki her görüntü veya sesinin kaydedilip, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterdiğinin kabulü mümkün değildir. Olayda kamu yararı da bulunmadığı gözetilmeden, “plajın kamuya açık alan olup, gizli alan olmadığı” şeklindeki, özel hayatı salt mekana indirgeyen gerekçe ile sanıkların beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya içeriğine göre; katılan mağdurenin plajda şezlonga uzanarak güneşlendiği sırada, rızası olmadan, sanık Ö.E. tarafından fotoğrafının çekilip; imtiyaz sahibi, yayıncısı ve kapak sorumlusunun sanık İ.H. olduğu İ… L… isimli derginin Temmuz 2005 sayısının ön kapağında, bilgisi ve izni olmadan yayınlandığı olayda, özel hayat kavramının; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermesi karşısında, kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu ve kamuya açık alana çıkan her kişinin, bu alandaki her görüntü veya sesinin kaydedilip, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı nazara alınmadan; plajda mayolu olmakla, bir dergi kapağında mayolu fotoğrafın yayınlanmasının aynı kapsamda değerlendirilemeyeceği ve olayda kamu yararı da bulunmadığı gözetilmeden, “plajın kamuya açık alan olup, gizli alan olmadığı” şeklindeki, özel hayatı salt mekana indirgeyen ve yasal olmayan gerekçe ile sanıkların beraatlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak ( BOZULMASINA), 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/20055

K. 2012/5809

T. 1.3.2012

• ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ( Sanığın Israrlı Şekilde ve Değişik Zaman Dilimlerinde Kamera İle Katılanın Görüntülerini Çektiği – Eylemin Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Değil Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunu Oluşturacağı )

KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKUNUNU BOZMA ( Sanığın Israrlı Şekilde ve Değişik Zaman Dilimlerinde Kamera İle Katılanın Görüntülerini Çektiği – Suçun Oluşacağı )

ISRARLI ŞEKİLDE VE DEĞİŞİK ZAMAN DİLİMLERİNDE KAMERA İLE KATILANIN GÖRÜNTÜLERİNİ ÇEKME ( Eylemin Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Değil Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunu Oluşturacağı )

KAMERA İLE KATILANIN GÖRÜNTÜLERİNİ ÇEKME ( Israrlı Şekilde ve Değişik Zaman Dilimlerinde – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Gerçekleştiği )

5237/m.123134

ÖZET : Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçunda; sanığın ısrarlı şekilde ve değişik zaman dilimlerinde, kamera ile katılanın görüntülerini çekmesi şeklindeki eyleminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

DAVA : Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanığın ısrarlı şekilde ve değişik zaman dilimlerinde, kamera ile katılanın görüntülerini çekmesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 123. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/15793

K. 2012/4758

T. 22.2.2012

• ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ( Katılanın Kabinde Mayo Denerken Sanığın Görüntüleri Cep Telefonuna Kaydettiği – Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Olarak Mahkemenin Takdir Hakkını Kullandığının Kabulü Gereği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Özel Hayatın Gizliliği – Mahkemenin Takdir Hakkını Kullandığının Kabul Edildeceği )

GİYİNME KABİNİNDEKİ KATILANIN GÖRÜNTÜLERİNİ CEP TELEFONUNA KAYDETMEK ( Özel Hayatın Gizliliği Suçunun Oluştuğu )

TAKDİR HAKKI ( Katılanın Kabinde Mayo Denerken Sanığın Görüntüleri Cep Telefonuna Kaydettiği – Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Olarak Mahkemenin Takdir Hakkını Kullandığının Kabulü Gereği )

5237/m.134

ÖZET : Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda; olay günü deneme kabininde mayo denerken sanığa ait olduğu konusunda ihtilaf bulunmayan cep telefonuyla görüntülerinin çekildiği, katılanın bunu farketmesinden hemen sonra yapılan incelemede sanığın düşen cep telefonunun kendiliğinden çekim yaptığı savunmasının aksine telefonda resim ve video şeklinde iki ayrı kayıt tespit edildiği, katılanın görüntülerini teşhis ettiği ve bunun görevli polis memurlarınca tutanağa bağlandığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olarak da mahkemenin takdir hakkını kullandığı kabul edilmelidir.

DAVA : Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Tüm dosya kapsamından katılanın olay günü deneme kabininde mayo denerken sanığa ait olduğu konusunda ihtilaf bulunmayan cep telefonuyla görüntülerinin çekildiği, katılanın bunu farketmesinden hemen sonra yapılan incelemede sanığın düşen cep telefonunun kendiliğinden çekim yaptığı savunmasının aksine telefonda resim ve video şeklinde iki ayrı kayıt tespit edildiği, katılanın görüntülerini teşhis ettiği ve bunun görevli polis memurlarınca tutanağa bağlandığı, CMK’nın 231 uygulanmasına yönelik mahkemenin takdir hakkını kullandığı değerlendirilmekle tebliğnamede ki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 22.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/5707

K. 2011/4121

T. 1.11.2011

• EVİ GÖZETLEMEK ( Müştekinin Evine İki Metre Mesafede Bulunan Ağaca Çıkarak Müştekinin Mutfak ile Yatak Odasını Görecek Şekilde Evini Gözetlemek Eyleminin Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek Suçunu Oluşturmadığı )

• ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ETMEK SUÇU ( Müştekinin Evine İki Metre Mesafede Bulunan ve Müştekinin Mutfak ile Yatak Odasını Görecek Şekilde Ağaca Çıkarak Evini Gözetlemek Eyleminin Bu Suçu Oluşturmadığının Gözetileceği )

5237/m.134

ÖZET : Sanığın, müştekinin evinin arka cephesinde eve iki metre mesafede bulunan ve müştekinin mutfak ile yatak odasını görecek şekilde ağaca çıkarak evini gözetlemek şeklinde gelişen olayda, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçu oluşmamıştır.

DAVA : Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Suç tarihinde sanığın, müştekinin evinin arka cephesinde eve iki metre mesafede bulunan ve müştekinin mutfak ile yatak odasını görecek şekilde zeytin ağacına çıkarak evini gözetlemek şeklinde gelişen olayda, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : İsabetsiz olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

  1. SONUÇ

 

                     5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde hüküm altına alınan “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu”, Anayasa’nın 20. Maddesinde bireylere sağlanan güvencenin ihlalini ceza hükümlerine bağlayarak hukuki koruma altına almıştır. Günümüzde özellikle gelişen teknolojiyle birlikte bilişim araçlarının da çeşitliliğinin he geçen gün arttığı, bunun sonucunda suçların farklı şekillerde işlenebildiği görülmüştür. Bu hüküm sayesinde kişilerin mahrem hayatı koruma altına alınmış, kişilerin özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edilmesi, bu gizliliğin görüntü veya ses kaydının alınması ve alınan kayıtların ifşası gibi haller cezai müeyyideye bağlanmıştır. Böylece insanların birbirinin gizli yaşam alanlarına girerek giz alanlarında rahatsız vermemeleri saikiyle kişilerin özel hayatları ve onurlarının korunması sağlanmaya çalışılmıştır.

KAYNAKÇA        :

 

  1. Akarslan Hüseyin, Bilişim Suçları, Birinci Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2012.
  2. Doğan, Baran, https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu.html
  3. Hafızoğulları Zeki/  Özen Muharrem, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Ankara Barosu Dergisi, yıl:67, sayı:4, güz 2009.
  4. www.kazanci.gov.tr

 


[1] Akarslan Hüseyin, Bilişim Suçları, Birinci Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2012.

[2] Hafızoğulları Zeki/  Özen Muharrem, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Ankara Barosu Dergisi, yıl:67, sayı:4, güz 2009.

[3] Doğan, Baran, https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu.html

[4] Madde 134 Maddenin birinci fıkrası metninde, özel hayatın gizli­liğinin ihlâli suç olarak tanımlanmaktadır. Böylece, gizli yaşam alanına gire­rek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesi cezalandırılmaktadır. 

İkinci fıkrada, böylece elde edilen saptama ve kayıtlardan herhangi bir suretle yarar sağlanması veya bunların başkalarına verilmesi veya diğer kim­selerin bilgi edinmelerinin temini veya basın ve yayın yoluyla açıklanması suçun ağırlaşmış şeklini oluşturmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmış­tır. Bu görüntü veya sesler örneğin soruşturma kapsamında hukuka uygun bir şekilde kayda alınmış olabileceği gibi, birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi suretiyle elde edilmiş olabilir. İkinci fıkrada tanımlanan suç, elde edilmiş olan bu ses veya görüntü kayıtlarının ifşasıyla, yayılmasıyla, yani yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanmasıyla oluşur. Bu ifşanın hukuka aykırı olması gerekir. Bu bakımdan özel hayata ilişkin kayıtların, savcılık veya mahkemeye verilmesi, duruşmada gösterilmesi ve dinlenmesi hâlinde, söz konusu suç oluşmayacaktır. İfşanın, basın ve yayın yoluyla yapılması, söz konusu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir.

 

[5] Hafızoğulları Zeki/  Özen Muharrem, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Ankara Barosu Dergisi, yıl:67, sayı:4, güz 2009.

[6] Hafızoğulları Zeki/  Özen Muharrem, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Ankara Barosu Dergisi, yıl:67, sayı:4, güz 2009.

[7] Hafızoğulları Zeki/  Özen Muharrem, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Ankara Barosu Dergisi, yıl:67, sayı:4, güz 2009.

[8] www.kazanci.gov.tr



Önemli Not : Sitemizdeki makalelerin tüm hakları yazarı Av. Başak AKGÜN’e aittir ve makale, yazarı tarafından www.basakakgun.av.tr sitesinde yayınlanmıştır. Sitemizdeki makalelerden yazarın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.